Mazı'da bir gün 

     Tan ile yükselen kuş sesleri henüz siz uykudayken başlayacak, ağustos böcekleri ötecek ve ninninizi söyleyen dalga sesleri usuldan usuldan devam edecek. Sabahın serinliğiyle uyandığınızda Akdeniz’in güneşi bedeninizi, yüreğinizi ise gülümseyerek size “günaydın” diyen insanlar ısıtacak. Denizin berraklığı, durgunluğu sizi çağıracak, belki iskelede bir bardak çay ile izleyeceksiniz onu ya da kendinizi bırakacaksınız suyun serinliğine. Balıkçı Hüseyin amca ve eşi Durdu teyze, Turist Hüseyin, Recep ve Kenan kayıklarıyla balıktan dönerken hafiften motor sesi koyu saracak siz kahvaltınızı yaparken. İrili ufaklı avlamış oldukları balıklar belki de akşam yemeğinde tabağınızda sunulacak ya da kılıç balığından özenle hazırlanmış şişlikler doyuracak sizi. Sonra hafiften rüzgâr okşayacak teninizi, dilerseniz güneşlenip denize gireceksiniz, dilerseniz balıkçı kayıklarıyla bir geziye çıkacak ya da patikalardan tenha koylara ulaşacaksınız. Rüzgar sörfü dersleri alıp denizde yelkenle açılmanın keyfini de süreceksiniz, bunu kano ile kürek çekerek de yapabileceksiniz. Ayşe hanımın kendi bahçesinden toplayıp hazırladığı gübresiz sebzelerden enfes öğle yemeği, belki bir zeytinyağlı kabak çiçeği dolmasının, belki semizotu yemeğinin kokusu davetiniz olacak sizi masanıza çağıran. Köhnede siesta ile başlar öğle sonrası bizde. Kitabınızı okuyarak dalacaksınız uykuya ya da leziz yemeklerin tadından baygın düşerek. Güneş guruba girerken oturup denizin yanı başına çayınızı içerek ya da içkinizi yudumlarken aşk ile izleyeceksiniz manzarayı. Odun ateşinde pişirilmiş balık ızgaranın, kılıç balığı şişinin eşsiz lezzeti sohbetlerle daha başka bir tat bulur sardunya ve melisa kokuları arasında. Siz sadece varlığınızın keyfini süreceksiniz burada ve burası unutturacak size her şeyi, yaşadığınızı hatırlayacaksınız.